Ana Sayfa         Hakkımızda        Takip et        Ara        İletişim

"Facebook, ergen ve depresyon"

Uz. Psk. Ceren Koç

Paylaş

 

Takip et

 

İçinde bulunduğumuz dönemin vazgeçilmezlerinden olmaya başlayan sosyal paylaşım siteleri, genç ya da yetişkin ayırt etmeksizin birçok insanın hayatında önemli bir yer kaplamaya başladı. Bu sosyal paylaşım sitelerinden en önde geleni ise şüphesiz ki Facebook. Hayatımızda bu kadar önemli bir yer kaplamaya başlayınca, elbette psikolojinin de yeni araştırma konularından biri haline geldi.

American Academy of Pediatrics’in yakın zamanda yayınladığı bir rapor, Facebook’ta çok fazla vakit geçiren çocukların ve ergenlerin depresyon belirtileri göstermeye başladığını belirtiyor. Öte yandan bu belirtilerin çok yaygın olmadığının altı çiziliyor ve gençlerin Facebook’ta vakit geçirmesinin arkadaşları ile olan bağlarını kuvvetlendirmeleri adına faydalı olduğu da söyleniyor.

Facebook ve internet kullanımının fazlası ve zararlı yanları ise ciddi sorunlara yol açabiliyor. Son zamanlarda sıklıkla rastladığımız siber zorbalık (internet ortamında zorbalık) ya da cinsel içerikli mesajlaşmalar, gencin de ailenin de hayatını etkiliyor.

Bu nedenle  ebeveynlerin, çocuklarının sadece günlük hayatta yaşadıklarından değil, zamanlarının büyük bir çoğunluğunu geçirdikleri internet ortamındaki sosyal paylaşım siteleri ve benzeri mecralarda neler yaşadıklarından da haberdar olmaları önemli bir hale geliyor.

Sosyal paylaşım sitelerinin gençlerde yarattığı etkilerden biri de birbirlerini kıskanma şeklinde ortaya çıkıyor. Bu sitelerde arkadaşlarının hayatlarını takip edebiliyorlar ve arkadaşlarının başarılarını, yaşam tarzını, gittikleri yerleri, hobilerini ve hatta arkadaş sayılarını kıskanabiliyorlar.

Okul ortamında sıklıkla gördüğümüz “popüler” olma kavramı, Facebook ve benzeri sitelerde de aynı şekilde işliyor. Örneğin Facebook’taki arkadaş sayısının fazla olması önemli bir popülerlik göstergesi oluyor ve arkadaş sayısı daha az olan genç, kendini arkadaş sayısı fazla olanlara göre “ezik” hissediyor. Bu da gençler arasında sosyalleşme odaklı bir rekabeti başlatabiliyor.

Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise Facebook’un direkt olarak depresyona sebep olup olmadığının şimdilik belirsiz olduğu. Bazı gençlerin depresyona daha yatkın olmasının önemli bir faktör olabileceğinin ya da bazı gençlerin zaten depresyonda iken Facebook ve benzeri ortamlarda daha fazla vakit geçiriyor olabileceklerinin altı çiziliyor.

Peki ne yapmalı? Gençleri internetten ve bilgisayardan koparamayacağımız ortada. Üstelik internet ve sosyal paylaşım sitelerinin yararlı olduğu tarafların da olduğunu biliyoruz. Hayatının içinde bilgisayar ve internet de olan; ancak okul ödevlerini düzenli yapan, internet dışı sosyal aktivitelerde bulunan (spor, dans, müzik vb kurslar), arkadaşları ile internet ortamı dışında yüz yüze de vakit geçiren çocuk ve gençlerin daha sağlıklı oldukları hem araştırmaların gösterdiği, hem de bizim gözlemlediğimiz bir durum.

Ebeveynlerin çocuklarının internet kullanımının içeriği hakkında dikkatli olmaları, kullanım saatlerini dengede tutmaya çalışmaları, zamanlarını farklı alanlara dengeli bir şekilde bölüştürmeleri adına onları yönlendirmeleri, birçok konuda olduğu gibi bu konularda da açık bir iletişim kurmaya çalışmaları ve çocuklarının hayatlarına internet ve bilgisayardan farklı aktiviteler katmalarına yardımcı olmaları gerekiyor.

Kaynak

O'Keeffe, G. S., Clarke-Pearson, K. & Council on Communications. The Impact of Social Media on Children, Adolescents, and Families and Media. Pediatrics 2011;127;800; originally published online March 28, 2011; DOI: 10.1542/peds.2011-0054

 

Ana Sayfa         Hakkımızda        Takip et        Ara        İletişim

 
Tüm Hakları Saklıdır. www.ruhsalgazete.com 2017                 Tasarım ve Yazılım Bayram İLYASOĞLU